11 Temmuz 2017 Salı

İçimi kıkırdatırdı sesin...


Bir sarılsan bir öpsen göçmen kuşlar yuva kuracaktı koynuma
Oysa
Çoktan gitti göçmen kuşlar, bana kalansa kara kışlar...
-ki hiç sevmem kışı..

Biliyor musun?
Sen umurumda bile değilsin zannediyordun ama
Ben senin rakı kadehini tutuşuna kadar aşıktım...
Sen hep mükemmeldin gözümde
Ben zavallı acınası bir...
Of
Her neyse...

Saçma gelecek sana..
Sesini özledim en çok
Dokunuşunu
Öpüşünü
Sarılmanı
Gülüşünü
Bakışını
Kokunu değil
Sesini...
Seni dinlemek hep çok güzeldi...
karahindiba tohumlarını üflerken heyecanlanıp yerinde duramayan çocuğun kıkırdaması gibi..
İçimi kıkırdatırdı sesin

bir gün iyi olacağım ... söz vermiyorum ama

10 şubat 2017-- NKT


fotoğraf: Neslihan K T // nisan 2010-ankara

2 Temmuz 2017 Pazar

UnutMADIMAKlımda....



Genç kızdım henüz 21 yaşındaydım. Ben bu coğrafyanın insanından ilk o gün çok korktum. Takvimler 2 Temmuz 1993'ü gösteriyordu. Bir haber yayıldı kulaktan kulağa, Sivas'ta yapılmakta olan bir şenlikte aziz nesin'in de içinde bulunduğu madımak oteli kuşatma altındaydı....
Ben o genç yaşımda orada o insanların yanarak ya da dumandan boğularak öleceklerine inanmamıştım... Devlet vardı, polis vardı, asker vardı ya da daha doğrusu ben olduklarını zannediyordum henüz.
Ve dehşet içinde izledim ki, o insanlar orada boğuldu ya da yandılar... O zaman tam olarak algılayamamıştım büyük bir ihtimalle ama şimdi geriye dönüp düşündüğümde fark ediyorum ki, ben bu ülkeye dair umutlarımı o gün yitirdim.

Yeşim ve Huriye ile aynı mahallede beraber büyüdük, çocukluk arkadaşıydık ... Annemin hâlâ oturduğu, benim bütün çocukluk ve gençkızlığımın geçtiği sokağa çıkan sokakta otururlardı, aileleri hâlâ orada, o sokağın cadde ile kesiştiği köşede ufak bir marketleri vardı.. Başka bir ismi vardı şimdilerde Yeşim Market..., o günden sonra değişti... Eczacılığı o yıl bitirmişti Yeşim, ölümünün ardından evine posta ile geldi diploması... O yüzden ilk günden bu iki genç kızın nezdinde orada hayatını kaybedenlerin hepsini insanlaştırıp araştırıp öğrenmiş tanımıştım o zamanki imkanla neye ulaşabildiysem.... O günden sonra böyle olaylarda kaybettiklerimiz hiç istatistik olmadı olamadı benim için... Hep insanlaştırdım, hep ulaşmaya çalıştım tek tek hayat öykülerine... Her biri için içim yandı tek tek... İlk o gündü 2 Temmuz 1993...  içim bir yandı... Hâlâ yanar...

Söylemiş olmak için değil içten gelerek ve yaşayarak söylüyorum... unutMADIMAKlımda...

Ebediyen aklımda kalacak içim yanarak utanarak ağlayarak...

Şimdilerde başımıza gelenlerin temelleri o günlerde atılmaya başlanmıştı aslında...
Dersim, Maraş katliamları, 6-7 Eylül olayları, Madımak katliamı.... Şimdi bu zihniyettekiler terör estirdiği, bombalar patlattığı, masum insanları göz kırpmadan taradığı zaman ve bu yapılanlar -yazık ki- seçilmişler tarafından "terör örgütü değil, bir kaç öfkeli genç" olarak değerlendirildiler diye şaşırmamız aslında şaşırtıcı olan...
İlmek ilmek örülerek hazırladılar bugünleri... Seyirci kaldık bir çoğumuz... Çabalayanlarımız hep azınlıkta kaldık... Bizler; yani adaletten, özgürlükten, medeniyetten taraf olan kesim azınlıkta kaldık hep bu coğrafyada... Bizler kaliteli yaşam, güzel gelecek kaygısıyla birer en fazla ikişer çocuk yaparken riyakâr, fırsattı, ben cebimi doldurmaya bakarımcı kesim, oyunu dolayısıyla haysiyetini bir torba kömür üç beş kilo makarnaya satanlar, evladına tecavüz edenleri aldıkları iki kuruş paraya şikâyetten vazgeçenler, yalanı hırsızlığı savunanlar beşer beşer doğurdu, doğurduklarını kendi ilkel zihniyetiyle zehirledi... Azınlıkken git gide daha da azaldık... Azalıyoruz....
Çözüm var mı?
Umudum yok....
Bir mucize olsa devrim yapsak?...
Devrim sonrası yapılan ilk demokratik seçimde bu coğrafyanın gidip oy vereceği kişilerin kimler olacağı belli...
Onlar da iktidara gelir gelmez ilk icraat olarak devrimi yapanları -bizleri- yok ederler... Asarlar, keserler, yakarlar...
Bu coğrafyanın insanı bu...
Çok üzücü ama bizim gerçeğimiz bu...

Genç kızdım daha... 24 sene önce bugündü...
İbadetten (!!!!!!) çıkan bir şuursuz grup bir otel dolusu sanatçıyı... Şairi, yazarı, dansçıyı, müzisyeni diri diri ateşe verdi.. Kafirler!!!! diye... Çocuk yaştakiler vardı aralarında...

Ben ilk o gün çok korktum bu coğrafyanın insanından ...
Hâlâ ödüm kopar...
Her geçen gün artarak...





UnutMADIMAKlımda



Genç kızdım henüz 21 yaşındaydım. Ben bu coğrafyanın insanından ilk o gün çok korktum. Takvimler 2 Temmuz 1993'ü gösteriyordu. Bir haber yayıldı kulaktan kulağa, Sivas'ta yapılmakta olan bir şenlikte aziz nesin'in de içinde bulunduğu madımak oteli kuşatma altındaydı....
Ben o genç yaşımda orada o insanların yanarak ya da dumandan boğularak öleceklerine inanmamıştım... Devlet vardı, polis vardı, asker vardı ya da daha doğrusu ben olduklarını zannediyordum henüz.
Ve dehşet içinde izledim ki, o insanlar orada boğuldu ya da yandılar... O zaman tam olarak algılayamamıştım büyük bir ihtimalle ama şimdi geriye dönüp düşündüğümde fark ediyorum ki, ben bu ülkeye dair umutlarımı o gün yitirdim.

Yeşim ve Huriye ile aynı mahallede beraber büyüdük, çocukluk arkadaşıydık ... Annemin hâlâ oturduğu, benim bütün çocukluk ve gençkızlığımın geçtiği sokağa çıkan sokakta otururlardı, aileleri hâlâ orada, o sokağın cadde ile kesiştiği köşede ufak bir marketleri vardı.. Başka bir ismi vardı şimdilerde Yeşim Market..., o günden sonra değişti... Eczacılığı o yıl bitirmişti Yeşim, ölümünün ardından evine posta ile geldi diploması... O yüzden ilk günden bu iki genç kızın nezdinde orada hayatını kaybedenlerin hepsini insanlaştırıp araştırıp öğrenmiş tanımıştım o zamanki imkanla neye ulaşabildiysem.... O günden sonra böyle olaylarda kaybettiklerimiz hiç istatistik olmadı olamadı benim için... Hep insanlaştırdım, hep ulaşmaya çalıştım tek tek hayat öykülerine... Her biri için içim yandı tek tek... İlk o gündü 2 Temmuz 1993...  içim bir yandı... Hâlâ yanar...

Söylemiş olmak için değil içten gelerek ve yaşayarak söylüyorum... unutMADIMAKlımda...

Ebediyen aklımda kalacak içim yanarak utanarak ağlayarak...

Şimdilerde başımıza gelenlerin temelleri o günlerde atılmaya başlanmıştı aslında...
Dersim, Maraş katliamları, 6-7 Eylül olayları, Madımak katliamı.... Şimdi bu zihniyettekiler terör estirdiği, bombalar patlattığı, masum insanları göz kırpmadan taradığı zaman ve bu yapılanlar -yazık ki- seçilmişler tarafından "terör örgütü değil, bir kaç öfkeli genç" olarak değerlendirildiler diye şaşırmamız aslında şaşırtıcı olan...
İlmek ilmek örülerek hazırladılar bugünleri... Seyirci kaldık bir çoğumuz... Çabalayanlarımız hep azınlıkta kaldık... Bizler; yani adaletten, özgürlükten, medeniyetten taraf olan kesim azınlıkta kaldık hep bu coğrafyada... Bizler kaliteli yaşam, güzel gelecek kaygısıyla birer en fazla ikişer çocuk yaparken riyakâr, fırsattı, ben cebimi doldurmaya bakarımcı kesim, oyunu dolayısıyla haysiyetini bir torba kömür üç beş kilo makarnaya satanlar, evladına tecavüz edenleri aldıkları iki kuruş paraya şikâyetten vazgeçenler, yalanı hırsızlığı savunanlar beşer beşer doğurdu, doğurduklarını kendi ilkel zihniyetiyle zehirledi... Azınlıkken git gide daha da azaldık... Azalıyoruz....
Çözüm var mı?
Umudum yok....
Bir mucize olsa devrim yapsak?...
Devrim sonrası yapılan ilk demokratik seçimde bu coğrafyanın gidip oy vereceği kişilerin kimler olacağı belli...
Onlar da iktidara gelir gelmez ilk icraat olarak devrimi yapanları -bizleri- yok ederler... Asarlar, keserler, yakarlar...
Bu coğrafyanın insanı bu...
Çok üzücü ama bizim gerçeğimiz bu...

Genç kızdım daha... 24 sene önce bugündü...
İbadetten (!!!!!!) çıkan bir şuursuz grup bir otel dolusu sanatçıyı... Şairi, yazarı, dansçıyı, müzisyeni diri diri ateşe verdi.. Kafirler!!!! diye... Çocuk yaştakiler vardı aralarında...

Ben ilk o gün çok korktum bu coğrafyanın insanından ...
Hâlâ ödüm kopar...
Her geçen gün artarak...