20 Kasım 2011 Pazar

ve Öldü Lodos....

aslında ilk içimde öldü...
Bir gün fark ettim ki, hep gitmelere kalkmıştım bu mazaratlı ilişkiden kendimi sıyırmak için
ama içime bir "o" hapsetmiştim.. Kendim yaratıp da "o" olduğuna inandığım bir "o"
her gitmeyeduruşumda içime hapsettiğim "o"nu da katıp yanıma düşmüştüm yola.. ki buna sebep hiç faydası olmamıştı o gidişlerin... "o"nunla dönüp dolaşıp yine "o"na çıkmıştı yolum..
çok görmemek lazım
aşk işte...
neyse ne diyordum
hah bir gün fark ettim ki aslında ben yaratıp içime hapsettiğim "o"nu göndermeliydim kendim gitmeye kalkmak yerine.. açıp kilitleri salıvermeliydim orta yere
"hadi git gidebildiğin yere"
diye
ve işte ilk yok oluş böyle olmuştu benim içimde..
gerçekten bir lodos gibi esip uzaklaşıvermişti iç hapisanemden ikiletmeden bile.. ikiletmeyecekti tabi bir esaretten kurtulurken ya; insan bir bocalar hani karanlıktan gün ışığına çıkınca, hani ne bileyim gözü kamaşır bir duraklar mesela
"hadi selametle" deyip el sallamama dahi müsade etmemecesine esiiip gitmişti "o"ysa..
işte demem o ki
aslında benim için ölüm günü o gündü lodosun; ardına bakmadan içimden esip geçip gittiği; arkasında aval aval baktığım ve içimde zannettiğimce de büyük bir boşluk açılmadığını farkettiğim o gün...

ben hep lodosun can çekişerek öleceğini düşünmüştüm Allah biliyor ya
ölümünün böylesi kolay, böylesi sıradan, böylesi uçarcasına olacağı aklıma gelmezdi
hele hele ölüm haberini basit bir ajans dinler gibi dinleyeceğimi söyleseler deliye bakar gibi bakardım diyene..

sonra geçen gün
biri
öylesine biri
hayatımda zerre önemi
zerre yeri olmayan biri
dedi ki
"biliyor musun, bir lodos vardı hani"

salaş bir barda oturuyordum bir candostla.. elimde bira
tuvalate gitmişti candost yalnızdım masada o sıradan insan beni görüp ayaküstü masa kenarında bildiği yeni bir dedikoduyu hızla yayma çabasını saklayamayarak benimle konuştuğunda

bir şey demeden bardağa diktiğim gözümü hafifçe kaldırıp yukarı
-başımı kaldırmadan bile sadece gözlerimle- eeee dercesine baktığımda
daha duramayıp patlattı bombasını
"öldü"
bir süre daha baktım hayatımda zerre önemi, zerre yeri olmayana

sonra indirdim bakışlarımı bira dolu bardağıma

ve


SUSTUM

7 yorum:

Murat dedi ki...

dolu bardaklara içelim ozaman
şerefe...

Yazgüneşi dedi ki...

Salut o zaman
boş kalmayan bardaklara ;)

Nehir İda dedi ki...

gidenlere....

ekrem dedi ki...

hep beraber içelim dopdolu umut dolu camdan bardaklara...

Yazgüneşi dedi ki...

Ebrucanım
"giden aşklarımın ardından
ağlayamam ben böyle yas tutamam
her sözde her gözde şefkat aramam
kırıyor kalbimi sonunda nasıl olsa"

SALUT gidenlere ;)

Ekremcim..
daha içelim daha içelim, alkol duvarını geçelim artık :)..
umut dolu cam bardaklarla...

y. dedi ki...

anılara sonuna kadar sadığım insanlara asla diyen adam belki de en çok bunu kastediyordu canım nes... güzel hislerin yansıması hayat, sonra şimdiki zamanda daha ziyade boşluk, hisssizlik.

ps... ahret sorularına başlayabilirim,
taşındınız mı, hırsız mı girdi cidden, şok oldum algılayamıyorum.
ayrıca şu aşağıda resimlerden birinde sisli ufukları gördüm, babamın kitaplından taa seneler evvel aşırdıklarımdandı gülerken ağladım resmen.

mektubuma burada son verirken latinayı da seni de kocaman kucaklıyorum :)

Yazgüneşi dedi ki...

canım y. ahh ne güzel anımsattın.. Rilke.. haklı bence de sonuna değin...
şimdiki zamandaki boşluk demişsin ya
öyle gerçekten..
hep boşluk şimdimiz
geleceğimizi doldurmak için..
tuhaf..

ps.: sorma soyulduk bi temiz fena oldu, henüz taşınamadık, neyse ki eski eve girdi oturasım yok hiç orda zaten her şey ayakata sinir bastı bana..

sisli ufuklar haa; demek sen de.. bir sürü ilk gençlik yıllarımdan kalma bol okunmuşluk izli kitapalarımdan o da..

farkında mısın olur olmaz ne tuhaf yerlerden ne tuhaf tesadüflerle dokunuyor hayatlarımız birbirine..

kucak dolusu sevgi ve öpücükle..