Orada öylece dikiliyordum... Biliyordum arkamdaydın; sen yoktun ama kadrajda; çünkü sen aslında beni hiç umursamadın.
Orada olduğumdan da bihaberdin. Seni görmüyordum, sırtım dönüktü... Ama oradaydın;
Orada ben çok uzun süre kaldım.
Önceleri çok canım yanıyordu... Bildiğin ağrıyordu yüreğim.
Ama işte insanız..
Ne ağrılar ağırlamıştı bu yürek..
Aşk ağrısını mı ağırlayamayacaktı...
Ağırladı...
Ev sahibeliğinde kusur etmeden hem de.
Eh... Her misafirliğin bir sonu olduğu gibi, yüreğime çöken bu ağrı da gün geldi torlandı toparlandı, gitti...
Ağrı gittikten sonra ben kaldım kadrajda bir hayli süre daha
öyle...
sırtım dönük.. alışkanlık herhalde !..
sonra usulca uzaklaştım
Orayı, ortamı öylece bomboş bırakıp
uzaklaştım gittim sessizce
Sen...
Fark etmedin bile...
Kadraja bile girmemiştin zaten
Umursayamazdın haberdar bile olmadıklarını..
Umursamadın
Orası,
bomboş, sevimsiz, duygusuz bir fotoğraf karesi işte...
(5 Nisan 2013)
f: neslihan karayakaylar tamyaman /kasın 2011-ankara
4 yorum:
sırtı dönük olduğu halde önemsenmediğini hissetmek ki sırtını dönme sebebin de önemsendiğini hissetmekti.
aynen Cem :) anlaşılabilmek güzel şey...
Onu, sevebileceğinin en yücesiyle sevdin.Bağışla kendini artık onu da...
Bırak gitsin.
O senin ezel gününden kaderin
Sen onu nasılsa bin kere daha
Seveceksin...
Birhan Keskin'nin yarama tuz ama nasıl oluyorsa geceme huzur olan bu şiirini anımsattı bana cümlelerin.Umursanmadığını bildiğin halde sevebilmek...Bırak gitsin.Bırakalım.
Harikaymış..
çok teşekkürler :)
Yorum Gönder