22 Eylül 2010 Çarşamba

Bardaklara Tapa

İSPANYA MACERASINA DEVAM:

Saat 9 a doğru
topladık pılımızı pırtımızı
doooooru otobüs durağına
binip otobüse dağıldık herkes kalacağı yerde indi haliyle...
















bizim şehir merkezindeydi otelimiz
in cin top atıyordu sokaklarda
sabahın erken saatleri 9 İspanyollara
süne süne uyumaktalar henüz o saatte
gün de yeni yeni ağarmış oluyor zaten
enteresan özetle












otelin lobisine girdik (evet bu fotoğraf lobiden alakası ne ben de bilmiyorum ama hoştu o kesin :))
kaydımızı bulamadı hayatımda gördüğüm en hızlı konuşabilen adam
siz kahve içip gelin bakalım
demiş
Büü söyledi










ben kahve içerken sessiz sakin yeni yeni insanlanmaya başlayan sokakta
Büü tekrar gitti.
Dil okulu hata yapıp Bülentin değil Meltem'in adına yaptırmış rezervasyonu
onu da Meltem değil Neltem olarak :)
Allahtan Büü görmüş adam bakarken de çakmış
























Apartımıza götürdüler bizi bunu üstüne
yerleşelim diye

binadan girdiğimiz dakka vuruldum kalacağımız yere
İç mimarlar tarafından Endülüs tarzı restore edilmiş...
Taş duvarlı
Ferforje balkonlu
Muy Bien Muy Biennnnnnnnnnnnnnn....










































Valizi açıp yerleşip cup duşa
duştan cup yatağa
sırtımız yatak gördü ya
ne saaadetti ama...
Uyumuşuz yumuş yumuş
uyandığımızda 15.00 di saat lakin
sanki 19.00-20.00 olmuş hissiyatı vardı üstümüzde
Hakikaten sabahlar gibi akşamlar da olmuyordu yahu bu memlekette...

Giyinip çıktık
Ekiple buluştuk bizim..
Oturduk bize yakın bir cafede
söyledik biralarımızı
hooop her biraya bir tapas tapadılar :)
yiyecek bir şeyler yani
meze bizim deyişle...
İspanyollara özel TAPAS adeti içki yanında yiyecek bir şeyler ikram etmek. Hikayesini Özge'den dinledik:

"Vakt-i zamanında İspanyanın bol bol savaşlara girdiği eski devirlerde Kral her daim savaş ilan eder ve asker toparlar imiş. Bu askerlerin tamamına yakını civar il, ilçe, köylerden toparlanıp gelirlermiş gelmesine ama başkente varana değin yollarda sefil, perişan ve bir miktarda telef olurlarmış. Fakirlikten yiyecek de alamazmış çoğu, anca içki içebilirlermiş durdukları hanlarda maksadı deva susuzluklarına. Bakmış böyle olmayacak, bir bildiri yayımlamış Kral ve demiş ki:
- Ne vakit bu adamlar bir içki içer, bardağın üstüne yiyecek bir şeylerden tapa yapın."

İşte bu Tapas adeti de kalmış yadigar o günlerden bugünlere
Sevdim bu adeti ben
Şık olmuş kanımca...

Granada?

Ben hayran oldum Granada'ya
yaşayabilirim İspanyolcayı söksem orada ...



5 yorum:

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

Takip ediyorum ama yoğunluktan yorum yapamadım.Gene birbirinden harika fotoğraflar.Bilinmedik,görülmedik ne yerler var??
Sevgiler YazGüneşi...

ayse keskalan dedi ki...

İspanya yazılarının devamı gelir di mi Nes ? Zira doyum olmuyor orayı senin kaleminden okumaya ve fotoğraflarına bakmaya. Hele kaldığınız otele bittim bittim !!!

NiLaY dedi ki...

harika bir gezi yaptık canım sayende, fotoğraflara hayran kaldım, yazıyı okuyamadım şimdi dönüyorum yeniden başa :)

duygu dedi ki...

istiyorum o tapası birama katık etmeyi, kütür kütür ispanyolca konuşmayı, o çekmeceye koyduğun küpeleri sevdiğim adamın kulağıma takmasını, "ulan burda şimdi şuracıkta ölsem dünyanın en mutlu ölüsü olurdum" cümlesini o balkondan bakarken kurmayı, içerden seslenen bir sese kadife gibi yumuşacık cevap vermeyi... is ti yo rum...
duydun mu evren...

Yazgüneşi dedi ki...

içimden geldiği gbi çok teşekkür ederim..
ne kadar naziksin canım sağol :)

ayşecanım canım gelmez mi devamı
gelecek elbet
beni izlemeye devam edin ;)
otel nefisti evet...
miiikemmel )

nilaycım, çok tatlısın, çok teşekkür ederim.
Beğenmene çok sevindim :)

Duygum canım ruh ikizim
o evren var ya
duydu seni...
kesin
net
demişti dersin :)