10 Kasım 2014 Pazartesi

Güz'ün Henüz Uğramadığı Diyarlara bir Güz Kaçamağı III...

Sanırım bu son parti olacak bizim güz kaçamağı için yazdığım.. Kısa bir kaçıştı aslında
ama içine bir hayli aktivite sığıştırdık..

31 Ekim cuma günü ben ısrarla  Telmessos'a gitmek istediysem de Büü üşendi, bugün de tembellik deniz güneş yat yuvarlan günü olsa dedi. Capon balığı da limanağzı istedi..
E peki madem dedim.. o zaman Fethiyedeki antik kentleri gezmek için bir kaçış bahanesi kalır elimde benim de...

Kahvaltıdan sonra geçtik karşıya limanağzına...


Tembel tembel yüz, kitap oku, muhabbet et modeli bir gün geçirdik..

Bilal'in yerini böyle sessiz sakin bomboş görmek ayrı zevkti tabi..


Selfie'nin böylesine can kurban... Ah deniz ah....


1 Kasım Cumartesi sabahı Kaş'tan çıktık kahvaltı sonrası..

Yıllardır her Denizli'den geçişimde tabelasına iç geçirdiğim Aphrodisias'tı hedef..
Saat 13:30 gibi falan intikal ettik mekâna

Ara Güler'in 1950'li yıllarda bölgede kaybolması ile tesadüfen bulduğu bir antik kent Aphrodisias...Geyre köyü antik kentin üzerine kurulmuş... lahitlerde üzüm ezip şıra yapar, sütunları evlerine destek eder, tiyatroda, stadyumda davar otlatıp dururlarmış..
Şaka gibi bir ülkeyiz diyorum hep di mi...
Ara Güler antik kentin köy ile karman çorman olmuş halini fotoğraflamış.. Ve Yapı Kredi Yayınlarından çıkmış Aphrodisias Çığlığı diye de bir fotoğraf kitabı var. Görmedinizse Google'da aratıp göz atmanızı öneririm, öyle enteresan fotoğraflar ki..

Kentin şimdiki halini almasında en büyük pay arkeolog Prof. Dr. Kenan Erim'e ait -ki kendisinin mezarı da antik kentin içerisinde- Hayatının yarısını Aphrodisias'a adamış... İşin büyüğünü yapmış ama kentte kazılar halen devam ediyor..

Heybetli olduğunu hep işitiyor ve tahmin de ediyordum elbette.. Ama görünce büyülendim..
O kadar ihtişamlı binalar o denli kusursuz bir işçilikle inşa edilmiş ki..

Bir Lidya kenti sonra el değiştirip büyümüş tabi... 2. yy a dayanıyor kökü
çok önemli bir heykel okulu varmış.. ondan olsa gerek kusursu heykeller var müzede.. Müzesi de çok ihtişamlı..

Görmedinizse mutlaka ama mutlaka görün derim...

Hikayesini, yapıların özelliklerini vs. anlatmaya kalkışsam anlat anlat bitmez..
Meraklısına şuradan okumasını öneririm, güzel hazırlanmış bir site :


Ben sadece biraz fotoğraf paylaşacağım....

Ondan önce gezinin son noktasını da koyayım.. Şöyle ki: Aphrodisias'ı gezmek her ne kadar saatler almış olsa da -13:30 da girdik 16:30 u geçiyordu çıktığımızda sanırım- sonrası direk vurup yola Ankara'ya dönülürdü ama capon balığı kalmak istedi Denizli merkezde bir otelde yattık, Pazar sabahı kahvaltıdan sonra da çıkıp geldik evimize...


şimdi gelelim fotoğraflara:

Antik Kent'i gezerken tüm tabelaları bana bir minik capon balığı okudu.. :)


























dipteki not: fotoğrafların tamamı tarafımdan çekilmiştir. izinsiz almayınız kullanmayınız çalmayınız.. bu bir suçtur..  teşekkürler

4 yorum:

Şahin Shirin Erdem dedi ki...

ya insan şaşırıyor bu güzellikleri görünce. üzülüyorum.
yüzlerce değil nerdeyse binlerce yıl öncesine ait eserlere bak. bilim, akılcılık, sanat ve estetik, kültür düzeyi var. yüzlerce yıl geçmiş ve şimdi bu topraklarda yaşayan insanların bilim, sanat kültür düzeyine bak.
galiba insanlık her yerde ilerlemiyor. bazı yerlerde de geriye doğru ilerliyor. buralarda geriye ilerleme hızı oldukça yüksek demek ki binlerce yıl öncesinden daha da gerilere düşmüşüz.

Şahin Shirin Erdem dedi ki...

google plus ta paylaşmak istedim. paylaşım düğmelerini göremedim..

Yazgüneşi dedi ki...

Anadolunu en büyük şanssızlığı islamiyettir ne yazık ki Şahin :(

goole plu düğmesi nedir bilmiyorum ki???

Yazgüneşi dedi ki...

Anadolunu en büyük şanssızlığı islamiyettir ne yazık ki Şahin :(

goole plu düğmesi nedir bilmiyorum ki???