25 Kasım 2010 Perşembe

Önyargı acıtıyor gerçekten de...


Fotoğrafı doğru çekmeyi öğrenmeyi onu  daha iyi fotoğraflamak için istemiştim başında..
Sonrasında bunca ciddiye alacağım aklıma gelmiyordu hiç,
temel eğitim alıp az çok doğruya yakın fotoğraf nasıl çekilir öğrenip bırakırım zannediyordum... Şimdilerde olduğunca okuyup, araştırıp, işin felsefesine girerek ve farklıyı yakalamanın yolunun nereden geçeceği hakkında kafa yorarak, doğruyu yapmaya çaba harcayarak; ciddi boyutta bir mesai harcayacağım fikri başında yoktu kafamda
yalan değil...


Hoş zaman zaman da yalan söylemek lazım belki..
Çünkü bunu bu şekilde ifade ettiğimde
cümlelerim kırpılıp kırpılıp -hani şu magazin dergilerinde yaparlar ya birisi 15 cümleden oluşan bir konuşma yapar ve dergiler sadece tek cümleyi alıp o kişinin anlattığının tamamen aksi bir sonuca itiverirler okuyanları; hah işte tam da o misal-
"çocuğunun daha iyi fotoğraflarını çekmek içinmiş"
şeklinde yanlış -ya da yanlış demeyim de eksik- yorumlanıp dalga mevzuu yapılabiliyor kimi sosyal paylaşım platformlarında...
üzücü...


Kendimi sorgulatıyor bana, "acaba ben kendimi ifade etmeyi mi beceremiyorum ki?" diye..
belki de,
kimbilir...


Defne'yi yetiştirirken hep çok dikkatli oldum ve etrafımdan fırça yedim çoğu zaman,
"yetişkin gibi davranmasını bekliyorsun
çocuk o daha
bu kadar baskılama onu"
diye...
Biz başbaşayken evimizde dünyanın en özgür çocuğu o... kısıtlamam, karışıp bunaltmam
ama toplum içinde hep diken üstündeyimdir..
Gittiği bir yeri karıştırmaması, kirletmemesi, yüksek sesle insanları rahatsız etmemesi için çocuğu uyarır dururum kesintisiz..
Elinde dondurma külahı varsa bir mağazadan içeri girmem uyarıya gerek kalmadan mesela..
bir şeyle yiyorsa -çocuk işte gördü mü canı ister bazen bir şeyler ve aldırır doğaldır da- yabancı bir yere girmişsek alır elinden çantama koyarım hemen... Kirlettiyse bir yeri istemeden ve gördüysem bunu temizlerim bırakıvermem öyle..
25 aylıktan beri serviste benimle gelip gitmesine, tüm servisin maskotu olup tüm servis halkı tarafından baş tacı edilmesine rağmen sesi biraz yükseldi mi müdahale ederim" hişşşt hişşşt susssss" diye


zaman zaman bırakacak yer yokluğundan götürmesem çok daha iyi olacağını bildiğim yerlere götürmek zorunda kalmışlığım da oldu onu...
ama orada sorun çıkarmaması için elimden gelen ne varsa yapmaya çalışmışımdır her zaman..
Hatta böyle bir ortamda artık benim sessizce uyarmalarından öylesi sıkılıp yılmıştı ki çaresizlikten kedi gibi kıvrılıp uyumuştu Ayşeciğinin kucağında...
Hoş buna rağmen konu olabiliyoruz işte herkese açık sosyal paylaşım platformlarındaki karşılıklı muhabbetlere... "döke saça simit yiyip ortalığı batırdı çocuk" cümlesiyle, o mekana girerken elinde unuttuğum minicik simit parçasını farkeder etmez elinden çekip alıp çantamın derinliklerinde yok etmeme rağmen simidinin ardından kıvrılan minicik dudak içimi burkmuş olsa da...
üzücü...
en çok da vicdan azabı, hani çişim geldi dediğinde bile haşlayıp çocuğu" hişt rezil etme beni tut şimdi"  demiş olmanın... Hani salıversem ortaya da değişmiyorsa bana ve kızıma insanların bakış açısı ben nasıl kötü bir anneyim ki bunca baskı kuruyorum el kadar şeyde diye kendini yargılama seansları...
üzücü

mahmur
İnsanın hassas olduğu konularda bu şekilde -ön-yargılanması..
kırıyor gerçekten
Bir de insan kendisine gelen dalga geçici, küçük görücü lafları göz ardı edebiliyor kolaylıkla da yılların tecrübesi arttıkça...
evladına gelince laflar...
hiç tanımayan biri tarafından, hiç tanımayanlara hakkında yorumlar yapıldığını görmek...
biraz ağır geldi bana
zor kaldıracağım bir yük...
kaldırırım
pek çok şey gibi
ama insanın içinde bir yerde bir şey kırılıyor
kırık kalıyor..
o kırıklık belki de hevesle yapılacak bir çok şeyden bir anda buz gibi soğutuyor insanı...

Hayat işte...
Azimli Yagüneşini yormak konusunda...
Olmadık şeyleri olmadık anlarda karşısına çıkartmakta...
(eylemlerine devam et sevgili Hayat
kolay değil batırmak bu güneşi öyle, elinden geleni ardına koyma..)


Önyargı..
ne kötü şey
zaman zaman ben de kapılıyorum önyargıya
ne kadar kırıcı oysa
başına gelince anlıyor insan
boşa dememiş büyükler
"önce iğneyi kendine, çuvaldızı sonra ele" diye....
daha dikkatli olmalıyım
önyargılarımda...
istemem kırgınlıklarım benzeri kırgınlıkları yaşamasını başkasının benim sebep oluşumla....

neyse..
özetle
ben GURUR DUYUYORUM KIZIMla, ANNELİĞİMle...
çocuk, ev, iş, yıllardır azimle birbirini kovalayan kendim ve ailemdeki ciddi sağlık sorunları vs. vs arasında kendim için, zevk aldığım için -elimden geldiğince, yeteneğim elverdiğince- yapabildiğim UĞRAŞLARIMla

bunun ötesinde onun bunun şunun ne düşündüğü çok da mühim değil
sadece teferruat aslında....

11 yorum:

HAYATIMDAKI D'ler-Pınar dedi ki...

Sıkma tatlı canını..
Kimselerin seni üzmesine izin verme..
Boşver onları,çekme yaydıkları negatif enerjiyi üzerine..
En önemli olan sen ve senin tatlı ailen..
Gerisi faso,fiso..

Kaymaklı Kadayıf dedi ki...

Pek güzel yazmışsın, kuzumda ne güzel bakıvermiş öyle, sevgiler

Yazgüneşi dedi ki...

Sevgili sıcacık anne yüreği Pınarcım
sevgili sıcacık duble anne yüreği Sinemcim
teşekkürler
çok tatlısınız..
çok seviyorum sizi
iyi ki varsınız

nil dedi ki...

Alla alaaa ne anlamsız ne sevgisiz insanlarla çevriliyiz böyle... simit dökülmüşmüş... hangi yerin temizliği ya da birkça insanın bir anlık rahatsızlığı bir çocuğun örselenmesinden, özgürce gelişiminden daha önemli olabilirki.... bu nasıl konu yapılabilir ve dahası ilgisiz kişilerin yorumlar yapmasına izin verilebilir...

benim anneliğimi sorgulamak kimsenin haddine değildir, çünkü biliyorum ki ben yüreğimdeki tüm sevgi ve özveriyle yapıyorum elimden geleni. aynısının senin için de geçerli olduğunu öyle iyi biliyorum ki...

sen zaten gerekeni yazmışsın nes'cim, özgüveni olan bir kadın nasıl durursa öyle durmuşsun ve ben de arkadaşımla gurur duydum.

ve son söz, bu güzelliğin daha iyi fotoğraflarını çekebilmek için bile değer zaten gösterilen tüm o emeğe :)

sevgiyle kucaklıyorum.

Yazgüneşi dedi ki...

Nil'cim
Seni kocaman ama kocaman
öptüm kokladım kucakladım...

ne özel bir kadınsın...
teşekkür ederim
her şey için...

ayse keskalan dedi ki...

Senin nasıl bir anne, Defne'nin de nasıl bir evlat olduğunu biliyorum ben. Bilmediği halde ahkam kesenler utansın !

Yazgüneşi dedi ki...

Ayşecanımın içi
iyiki varsın kalbi güzel ruhu güzel kendi güzel kadın...
candost
nes-capon ikilisi
kocaman öper
mevcut bütüüün gıdıklama füzelerini salarlar üstüne...

ehühe

OYTUN KAPUSUZ dedi ki...

Canisi bosver bu kendinibilmezlerin degersiz birkac sozunu...Seni ve Caponu bilmiyormuyuzki biz...Gerisi bos laf....

Yazgüneşi dedi ki...

Candost...
teşekkür ederim

bak ya
ne şanslı kadınım..
bunca desteğim ve sevenim var
gurur duydum hayatıma ekleyebildiğim kendi güzle ruhu güzel insanları gördükçe

seni de affettim verdiğim bomba haberle ;)
-aslında kızmamıştım bile ehühehe-

Yalcin dedi ki...

Nes’cim,

Duygularını o kadar güzel ifade etmişsin ki... Kendini ifade etme konusunu hiç sorgulama... Sen kendini her zaman çok güzel ifade ediyorsun. Ön görüşme sırasında da çok güzel ifade ettin. Ama beni üzen asıl nokta söylediklerimizden bir şeylerin çıkarılması, bir yerlerde yazılması ve dalga geçilmesi... Ama çok ta üzerinde durmayalım bence... Yapacak çok işimiz var bizim... Zamanımızı boş şeylerle harcamayalım.

Defne’yi biz çok ama çook seviyoruz. Dondurma da yiyecek, simit te yiyecek, çikolata da yiyecek, her tarafa da döküp saçacak ama biz onu yine çok seveceğiz. Önemli olan sevgi , yere dökülen susamlar değil… Defalarca söyledim, Defne gibi bir kızın olduğu için çok şanslısın :)

Yazgüneşi dedi ki...

Abicim hep dersin
çok şanslısın diye
Defne gibi birkızın
büü gibi bir eşin var diye
diye

ben de hep eklerim
ve sizin gibi dostlarım var diye
diye

yine ekliyorum:)
sevgiler şelale :))